Bugün size hayat hikayemden çok hayatımdaki güzel insanlardan bahsetmeye karar verdim. Şu son bir ayda hayatımda o kadar köklü değişiklikler oldu ki. Yani ben bile bir yıl süründükten sonra böyle toplanabileceğimi düşünmezdim, bu kadar hayalperest biri olarak.
Sonuç olarak, hayatımdaki yeni kişileri çok seviyorum. Zaten eskiden beri sevdiğim kişilerdi çoğu, daha da yakınlaştığımıza çok sevindim.
İlk olarak size şunu anlatayım daha iki saniye önce yaşadım çünküü. Dün geceden beri 18 görüntülenme benim için bir mucize oldu anlatamam size. Evet bunu
Fanti'ye anlattım. Verdiği yanıt ise beni güldürdü. "18 ayrı tık mı 18 aynı tık mı?" Hıı.. Şimdi sevgili fantimiz 18 kez blog'umuzu açmış olabilir mi? Iı-ıh. O zaman hala başka okuyucularımız var demektir. Korkutuyordu beni az kalsın. Sen git düğünde çikolata dağıt fantiiii :)
Gelelim asıl konumuza. Dedim bugün birini yazmalıyım, kimi kimi?
Hadi gelin size
Prenses'in öyküsünü anlatayım biraz. Aslında geçen yzılarımda ondan bahsetmek istedim ama ne desem bilemediğim için isim veremedim. Sarışın demeyi düşündüm bir ara. Çünkü onun o muhteşem sarı saçları var ya. Acayip kıskanıyorum onları. Ama yanlış olmasın kahverengi kısa saçlarımı bende severiim :) Hatta güneşte hafif kızılımsı kahve oluyorlar, serviste Bengisu'ya filan gösterip duruyorum. Güneş ışığı vuruyor "Bak bak saçın rengine bak işte ben buna aşığım" diye. Böyle megolamanım ara sıra.
Resim nasıl ama
Princess Aurora. Hey gidi günler hey Disney yapımı çizgifilmleri izler dururduk. Benim favorlerimin arasındadır. Hadi itiraf zamanı alçak gönüllü, utangaç ve maşallah o sapsarı upuzun saçlarıyla en çok Aurora'yı severdim. Ama sonra kabullendim. Beyaz ten siyah saç, hadi gel Snow White'ı sev dedim.
Ama Aurora ikinci sırada gelir, çünkü elbisesi pembe,saçları sarı. Tuttu yine kıskançlığım :(
Gelelim bizim Aurora'ya...
Prenses'imizi çok seviyorum. Nedenini sorarsanız, size kesin bir cevap veremem büyük ihtimalle. Çünkü bence bu
güven duygusuyla alakalı...Yani prensesi ne kadar süredir tanıyorum, 3 yıl oldu. Ama üç yıldır şimdiki gibi bir yakınlığımız olmadı. Peki ben bir anda ona nasıl anlattım hiç kimseyle paylaşmadığım Rua sorununu? Sanırım Rua'yı benim kadar iyi tanıdığı için. Çünkü kime ufak ufak anlatsam onu tanımadıkları için saçma yorumlar yapıyorlar. Sonra prenses bana başka bir olay konusunda da destek verdi. Yani ben bilemiyorum bu kadar dağınık yazmama rağmen bu yazı fena uzayacak bu arada şunu da kesme işaretleri arasına yazmıyorum kafanız karışsın ohh olsun hepinize.
Ee, ne diyordum ben? Şu an ki okuluma geleli 3 yıl oldu. Geldiğim yıl, doğal olarak acayip utangaçtım kimseyle konuşmazdım. Sadece Selin ve Başak vardı. Selin ise benim bebeğimdir. Selin'i çook severim. Aşkım bebeğim her şeyim... Çünkü o beni öyle destekledi, öyle sevdi ki. O yıl kendimi yalnız hissetmememi sağlayan nadir insanlardan biriydi. Her zaman yanımdaydı. Ayak liflerimi yırttığımda okuldaydım, o beni tekerlekli sandalye ile arabya kadar götürdü. Bana kocaman sarıldı ve "İyileşip geri döneceksin ve biz yine hoplayacağız. Hem wii yaparız bir gün düzelirsin hemen" dedi. Onun o duygusallığı ve her şeyiyle anlatılmaya değer olduğunu not ediyorum. Selin'cim haftaya bizimlesin diyorum.
Yine o zor dönemlerde, okuldaki kurslardan sonra eve gelip ağlıyordum inanabiliyor musunuz? Eski okulum da bıraktığım sevgilimi, aramızın açılışı, ayrılmamız filan değildi beni ağlatan. Alışamıyordum. Evet bu okulda bir sürü arkadaşım vardı ama hepsi c'deydi. ve a'da kimsem yoktu. İşte prenses'e olan güven duygum da buradan geliyor olmalı. Ben utangaç bir şekilde etrafta dolaşırken beni aralarına alan onlardı. Peritoş olsun, Prenses olsun bir de Dersuş tabi ki :) Beraber oturduğumuz günler unutmuyorum, Dersuş'un testlerime yazdığı şarkıları filan. Geçenlerde buldum onları da :)
Her şekilde karşııksız güvenebilirim ona herhalde. Bilmiyorum çünkü dertlerimizi paylaşırken kendimi rahatlamış hissediyorum. Üzerimden bir yük kalkıyor sanki. Acaba birilerine anlatır mı diye düşünmüyorum.
Ya da o bana bir şey anlattığında aynı şeyleri düşünmüyordu diye umuyorum. Çünkü gerçekten ihtiyacın olduğunda birilerini bulmak zor olabilir. O ihtiyacı olduğunda beni yanında bulsun, ben de onu bulayım istiyorum.
Çok şey mi istiyorum?
Genelde çok şey istediğim düşünülürse.. Ama eminim ki Prenses benim yanımda olacak, yine beni dinleyecek bana destek verecek. Beni her zaman ki gibi aralarına kabul edecek.
Duygusal anlamda sallantı da olduğum şu dönemlerde Fanti ve Prenses'e teşekkür ediyorum :)
Birde bir dip not daha geçelim. Fanti ve Prenses'i de ayrı kıskanıyorum. Tanrım çok tatlılar. Bende amma kıskanç çıktım. Önümü alamayacaksınız bu gidişle.
Ama fotoğraflarını filan gördükçe ya da ne biliyim onlar koridorda yürürken, twitter üzerinden tweetlerini okudukça, atarlanmaları filan... Tamam işte anladınız siz beniii :)
Önümde bu kadar güzel örnekler varken aynısından bende bir tane sipariş veriyorum. Benim menü orta boy olsun ne çok küçük ne de gerektiğinden fazla, tıpkı
Fanti'yle Prenses'inkinden ;)
Bu arada Fanti'de kendine yayın istiyor, büyük bir zevkle yazarız değil mii?