23 Mayıs 2012 Çarşamba

Duman Konseri

O değilde benim size en yakın zamanda 18 Mayıs'taki duman konserini anlatmam lazım.
Hemen hemen kaçmaz, baylar bayanlar..

Acıyor - Göksel


Şu son 3 gündür. Deli gibi Göksel- Acıyor söylüyorum. Hafta sonu ders çalışırken radyoda duydum zaten direk nakaratı dilime dolandı. Arkadaşım bir tek nakaratı güzel diyor ama ben hayır diyorum. Şarkının her sözü güzel ve üzerine düşünülmüş öyle çala kaleme yazılmış değil. Kendini bir kaç yıl daha hatırlatır bana fenomen olur içimde. Gökçe Kırgız- kalbime gömerim o zaman gibi. Ne zaman onu dinlesem ağlarım bende. Tabi odun gibi değil düşünerek dinlediğimde.Öyle şarkı olsun laf dolsun torba olsun diye dinlediğim zamanlarda var benim. Ama Göksel, çok iyi iş çıkarmışsın ablam. Valla bak diyorum sana çok tutar bu şarkı.
Klibi izlemeyen varsa izlesin o da favori kliplerimden oldu benim başı ve sonu özellikle. Ee ne var diyecek izleyenler işte var bir şeyler ki söylüyorum burada.
Ama en güzel kısmı da 
"Bin türlü ihtimali düşünüyorum.
Aklına gelmiyor muyum bilemiyorum."

Lady Antebellum'un Need You Now diye bir şarkısı vardır onun da o kısmını en çok sevmişimdir.
Çünkü en çok o kısmı gerçekçi geliyor nedense.
Bende düşünüyorum aklına gelip gelmediğimi. 
Bazen o kadar çok oluyor ki nefret ediyorum o kadar çok aklımda oluyor ki onun düşünmediğini bilerek üzülüyorum.

"Sakın gelme istemem
Çok korkuyorum senden.
Bu muammalı halden
Çek çıkar elini kalbimden"

11 Mayıs 2012 Cuma

Dön bana yeniden n'oluuuur !


Evet, bu aralar deli gibi Cem Özkan dinliyorum. Özellikle Dön Bana'nın klibini indirdim. Durmadan kendime işkence eder gibi aynı şarkıyı dinliyorum. Çünkü her dinleyişimde sanki içimden bir şeyleri götürüyor. Ne bileyim sanki. Ve klibini izlemek zaten beni öldüren. Normalde şarkıyı dinleyince o kadar kötü hissetmiyorum , tamam hissediyor olabilirim. Ama sonuçta bir klip gerçeği var. Onu da unutmamak lazım. Bu da benim emektar Nuriş. Biraz küçük ekranımız var ama kendileri pek severim, iki yüzlü olmadıklarından herhalde.

Hepsinin farklı hayat hikayeleri var ama bizi bu şarkıda toplayan duygu özlem oluyor , herhalde.Ya da klipteki kişileri o klipte buluşturan ayrılık olabilir. Cem Özkan'ın bu şarkıyı yazma sebebi de ayrılık özlem olabilir. Olabilir, bilemiyorum. Bildiğim şey ise bu şarkıyı çok seviyorum, çok seviyorum. Cem Özkan iyi ki varsın. Keşke daha çok albüm çıkarsan daha çok piyasa da bulunsan. Belki de bu sebeple çok seviliyor çok aranıyorsundur. Ama Cem Özkan, sen bir tanesin..!

Çocuk musun sen?

soyleyemediklerimiz ne kadar da cok, oysa guven yoksa ne bi iliski ne de bir dostluk kuralabilir ve hepimiz bunun farkindayiz. bi sekilde guvenimize layik bulmuyoruz, peki karsi taraf farkinda mi kendisinin boyle asagilandiginin? su an dizim zonklar ikisi birbirine karisti, uzulmuyorum valla sadece canim yaniyor.. dusmus gibi sersemlestim filan, simdi oluruna birakiyoruz.. gunun dogmasini bekliyoruz peki hangi gun bu dogmasini bekledigimiz? atip tutmak cok kolay ya dahasi yok ya, oluruna birakip hic bi seyin düzelmesini bekleyecegim yok. Ne varsa cıkartıp attıgın hepsini cöpe yolluyorum kirliye atmaktansa.. Pesinden kosacak halim yok benim.

10 Mayıs 2012 Perşembe

Bugun okula Kerem Isik geldi, bende imza meraklisi hemen paldir kuldur gidip kitabini aldim. Ilk kitabini daha cok ilgimi cekti nedense, aslinda ikinci kitabi toplum bocegide cok guzel hakan hoca o bahsettigim rehberlik dersinde bir oykusunu okumustu. Zaten ben bi gun oncesinden parami ayarlamistim hani.. iste bugunde geldi hos bir sohbetti.. asiri utangac ben tabi ki soru sormadim sordurdum. Ne zekiyim yahu ben  hepinize boyle pratik zeka, cikolatama sordurdum hemen.. Cikolatam benim her seyimdir, onu cook severiiiim :) Simdi kitabını okumaya baslıyorum, birazdan..

7 Mayıs 2012 Pazartesi

Yazdım buraya benden bu kadar!

Rehberlik derslerimiz çok felsefik oluyor, edebiyat hocamız sınıf öğretmeni olunca.. 
Hayır ama hocamız öyle böyle değil cidden çok muhteşem ve acayip felsefik , eksik olmasın kendilerini çok severim. Sayesinde yazıyorum diyebiliriz..

Bugün hoşgörüden girdik konuya nereden çıktık bilmiyorum..
Bütün ders boyunca konuşmadım sadece düşündüm.
Başkalarının gözüyle kendini görebilmek...
Bunu tartıştılar, ben ondan ya da bundan nasıl gözüktüğümü merak etmiyorum, inanın. Sadece onun gözündeki değerimi merak ediyorum. Çünkü söz söylenir, ben burda bi tarafımı yırtsam seni seviyorum diye bağrınsam mesela gerçekten seviyor muyum? Nerden bileceksin? Güven konusu değil olay, ben kendime bile güvenmezken sana tabi ki güvenemiyorum, olmuyor işte. Öyle ya da böyle tamamen güven duygusu yok içimde..

Şimdi seninle çok garibimiz, çünkü ben sana inanmıyorum. Sen çabalıyorsun bir şey için.
Ben seni o kadar çok seviyorum ki o yüzden şu an senle aramız limoni, pehh sırf sen de üzül diye yapıyorum. Vallaha bak yoksa ne işim olacak uğraşamam ben. Yalan valla yanlan ne yapacağımı bilmiyorum, lanet olsun sana. Beni nasıl üzdüğünü biliyor musun? Bilmiyorsun, hiçbir zamanda bilemeyeceksin. Ağladığımı biliyorsun ya nasıl ağladığımı biliyor musun? Yada yatağa uzanıp saatlerce tavanı izlediğimi? 
Bütün hafta sonu düşündüm, neden diye? Şimdi bırakıp gitsem seni, nasıl gideceğim özürlü beyin diyorum, her gün görüyorsun çocuğu, aman çok ta görüyorum ee yani nolmuş okul müdürünü de her gün görüyorum. Ama müdür beni üzmüyor biliyor musun? Yada müdüre dinlettiğim şarkılar yok dinlediğimde aklıma o gelmiyor. Ama sen öğrenene kadar büyümeyi, sen değer vermenin ne olduğunu öğrenene kadar, benden bu kadar . 
Peşinden koşturan bir dadı gibi olmaktan sıkıldım. Sürekli senle bağıntılı şeylerden kaygı duymaktan yada senin işin içinde olup olmadığını düşünmekten de sıkıldım. İşte bugün mutluyum çünkü, bebeğim asla eskisi gibi olamayacağız seninle. Hayır sürekli atıp tuttuğumu düşünürsek nasıl olacak bu diyeceksiniz, aha yazıyorum bende şu bi hafta bi tarafımı kıpırdatmadan oturduysam karşında ağlayıp mesaj atıp dayanamıyorum demediysem iş vardır bende. 
Yani zaten buda her şeyin değiştiğinin kanıtı değil de nedir?

6 Mayıs 2012 Pazar

Pazar sabahı marifetleri

Normalde acayip tembelimdir ya ben bu hafta okul stresinde kurtulmamla birlikte kendimi üzüntüden yemeğe vurdum. yapıp yapıp yiyorum..
pazar sabahı da gel bakalım annenleri şaşırt dedim, bir şeyler yapalım..
geçen haftaki krep faciasından sonra anladım ki ince dökemiyorum karışımı madem, o zaman pancake yapalım..
hiç üşenmeden oturdum pancake yaptım..
aslında yapımı o kadar kolay ki krep gibi..

malum küçük yapmak lazım ki güzel olsun. Öyle kabarcıkları olunca da çevirmek gerekiyor işte püf noktası. ama o kadar kolay ki püf noktası bile diyemiyorum.. Bize yetecek kadar yaptım tarifin yarısını kullanarak.. Hemde bir eğlendim bir eğlendim sormayın..


Eveeet işte bitmiş hali bizimkiler bitirmeden çekeyim dedim :)
Bence anneler gününde de denenmeli..
Gerçi anneler gününde okulun fotoğrafçılık kulübü için düzenlediği geziye gitmeyi düşünüyorum aynı zamanda da abimin doğumgünü.. Fazla sinir bozucu ama okula söz verdim..

Hoşçakalıın :*